Fethiye Ölüdeniz

Ölüdeniz Fethiye ilçesine bağlı bir beldedir. Muhteşem kumsalı ile 2006 yılında dünya’ nın en güzel kumsalı seçilmiştir.

Belde turizm açısından oldukça gelişmiştir. Lidyalılarda güneş ve ışık diyarı orta çağ’ da uzak diyar olarak tanınır. Türkiye’ de bulunan lagün ( deniz kulağı ) oluşumlarından biridir.

Ölüdeniz durgun bir göl niteliğindedir. En fırtınalı günlerde kıyılar dalgalarla boğuşurken, ölüdeniz’ de sadece çırpıntılar meydana gelir. Deniz durgun gibi gözükse de her gün kendini 3 farklı şekilde yenilemektedir. Yoğun kaynak suyu çıkışları dipte içeriden, dışarıya doğru bir akım yaratmaktadır. Bu kaynak sularının yarattığı tuz farkından dolayı devamlı bir sirkülasyon oluşur ve gelgit etkisi ile 2- 3 günde bir deniz suyu bir, bir buçuk metre yükselir ve alçalır buda deniz suyu giriş çıkışını sağlamaktadır.

Bölge de her bütçeye uygun bir çok nitelikli otel, pansiyon ve kamp yerleri bulunmaktadır. 2000 metre yükseklikteki Babadağ dan yapacağınız yamaç paraşütü ile Ölüdeniz’ in en güzel görüntüsü görebilirsiniz.
ULAŞIM:
Havayolu ile buraya ulaşmayı düşünenler için: Dalaman havaalanı kullanılabilir. Dalaman-Ölüdeniz arasındaki transfer ise, yaklaşık 1 saat sürüyor.

Karayolu ile ulaşım ise: Fethiye-Ölüdeniz arasında 12 km. lik bir uzaklık var. Fethiye’den Ölüdeniz’e, düzenli ulaşım araçları bulunmakta. Yani; bulunduğunuz yerden, öncelikle Fethiye’ye ulaşmayı seçmelisiniz. Fethiye otogarında indikten sonra, bir minübüse binerseniz, yaklaşık 30 dakika sonra, Belcekız’a varırsınız. Minübüsler: gece saat: 01.00’e kadar çalışıyorlar. Eğer taksi tercih ederseniz, muhtemelen 35-40 TL. civarında ödeme yapmanız gerekir.

Özel aracı ile buraya gelmeyi düşünenler için ise: Fethiye’nin belli başlı merkezlere uzaklığı şöyle. Muğla: 124 km., Ankara: 622 km., İstanbul:780 km., İzmir: 225 km., Antalya: 313 km ve daha önce de söylediğim gibi: Fethiye-Ölüdeniz arası: 12 km.

Ölüdeniz denince, bir şeyi karıştırmamak gerek. Ölüdeniz’e yaklaştığınızda, tepeden aşağı inerken, tam denize vardığınızda, yol “T” yapıyor. Sola giden yol: otel, motel, pansiyon ve restoranların yoğun bulunduğu bölüm. Sağa giden yol ise: Ölüdeniz’e ve nisbeten daha ağaçlık olan bölüme ve Tabiat Parkına gidiyor. Yani: Ölüdeniz yöresine ilk geldiğinizde, gördüğünüz deniz: Belcekız denilen ve açık deniz olarak kabul edilen bölüm. Burası: Ölüdeniz’den çok farklı. Dalgalı, hemen derinleşen bir açık deniz. Ama, Ölüdeniz elbette çok farklı. Bu sizi yanıltmasın.

Evet: burası, yani Ölüdeniz beldesi: Likya’lılar tarafından “Işık ve Güneş Diyarı”, ortaçağ dönemlerinde ise, “Uzak Diyar” olarak anılmıştır.

Evet; devam edelim. Ölüdeniz: Anadolu’nun güneybatısındaki: Teke yarımadasında bulunuyor. Türkiye’de bulunan, nadir: deniz kulağı (Lagun) oluşumlarından biri. Adı gibi: durgun bir göl sanki. En fırtınalı günlerde bile, Belcekız kıyıları dalgalarla karışırken, hemen yanıbaşındaki Ölüdeniz’de, yalnızca çırpıntılar oluşuyor.

Ancak: durgun gözüken Ölüdeniz: gözle görülmeyen üç nedenden dolayı, hemen her gün kendini yeniliyor. Bunlardan: ilk sebep: Ölüdeniz’de mevcut yoğun kaynak suyu çıkışları. Bu çıkışlar, dipte, içeriden açık denize doğru bir akıntı oluşturuyor. İkinci sebep: bu kaynak sularının tuz farkı yaratması. Açık denizden içeriye ve dışarıya, sürekli olarak bir sirkülasyon oluşuyor. Üçüncü sebep ise: gel-git etkisi ile, 2-3 günde bir, deniz ortalama, yarım metre yükseliyor ve alçalıyor. Bu da büyük miktarda deniz suyunun, Ölüdeniz’e giriş ve çıkışına sebep oluyor.

Evet: burada deniz suyu genelde sıcak. Sıcaklık, hiçbir zaman 15 derecenin altına düşmüyor. Bu nedenle, bütün yıl boyunca, denize girmek mümkün. Deniz dibinde tek bir yosun bile yok. Kıyı: bembeyaz kumsallarla örtülü. Suyun ve dibindeki kumun kırdığı ışık; ünlü “Türkuvaz” rengini veriyor. Kıyılara kadar uzanan yemyeşil çam ormanları, içinde yeşilin, mavinin ve mor’un her tonunu görebileceğiniz ılık denizi, uzun kumsalı ile, burası gerçekten tam bir tabiat harikası. Özellikle, Turkuaz renginin daha güzel görünebildiği bir yer sanırım yoktur.

Biraz önce de söylemiştim. Ölüdeniz içinde, özellikle sol bölümde sular sığ. Bu sığ bölümde, deniz içinden yürüyerek, Tabiat Parkına kadar gidebilirsiniz. Bu da insanlara ayrı bir heyecan veriyor. Uzaktan baktığınızda, denizin ortasında yürüyen insanları görüyorsunuz, şaşırmamak elde değil.

Ölüdeniz kıyısında: özellikle, deniz kıyısına çok yakın bulunan bungalov evlerden oluşan pansiyonlarda kaldığınızda: yattığınız yerden (elbette ön cephede iseniz) denizi görmeniz mümkün. Burada: denize doğru uzanan iskelelerin üzerinde, muhteşem damak tadına hizmet eden, balık restoranları görmek mümkün. (Ah bir de arılar olmasa, yemek yemenin keyfini tam bir ızdırap haline getiriyorlar.)

Her şey bir yana. 2006 yılında, Almanya’nın yüksek tirajlı gazetelerinden Bild gazetesi: internet üzerinden düzenlediği ankette: “Dünyanın En Güzel Sahili” olarak, Ölüdeniz’i seçmiş. Muhteşem güzel bir olay. Zaten bizim kıyılarımız ve sahillerimizin bu tür güzelliklerinin eşsiz olduğunu biz biliyoruz ya, yabancıların da bunu onaylaması güzel bir şey. Bunun yanında: mavi bayrak durumu ise şu. Malüm gerek denizin temizliği ve gerekse kıyıdaki diğer tesislerin durumuna göre verilen mavi bayrak, burada: ikisi otellere olmak üzere, toplam üç yerdeki plaja verilmiş.

Evet: Ölüdeniz’de gece hayatı ve eğlence? Hayır, yok. Ölüdeniz, tam bir doğa harikası diyar. Burada: eğlence, gece hayatı yok. Gece hayatı ve eğlence düşünenler, Ölüdeniz’in hemen dışındaki Hisarlık bölümüne gitmek durumundalar. Zaten, Hisarlık’ta o kadar çok İngiliz var ki, işi iyice abartmışlar ve mekanların çoğuna İngiliz bayrağı asmışlar. Kendi kültürlerine göre de, gayet güzel, bağıra-çağıra eğleniyorlar. Fethiye’den Ölüdenize gelirken, Hisarlıktan geçiliyor
KUMBURNU TABİAT PARKI:

Burası: 1978 yılında, Özel Çevre Koruma ve Birinci Derece Doğal Sit alanı ilan edilmiş ve bu nedenle zaten yapılaşmaya da izin verilmiyor. Günübirlik dinlenme plajı olarak kullanılıyor.

Burası: Muğla Valiliği Özel İdaresi bünyesinde kurulan; Melsa isimli bir şirket tarafından işletiliyor. Tabiat Parkı olması nedeniyle giriş ücretli. Tam: 3.5 TL., öğrenci: 1.75 TL.. Duş ve tuvaletlerden ücretsiz yararlanılıyor. Şezlong ve şemsiye ise: 6 TL. Bir büyük ve iki küçük kafeterya var. Fast foot türü yiyecek ve içecek satışı yanında, Şark köşesince sacta gözleme yemek mümkün. Ayrıca: bir de el sanatları satış yeri var. Muğla yöresinin el işi ürünleri satılıyor.

Piknik yapmak isteyenler için düzenlenmiş bir de piknik alanı var. Ama: mangal yakmak yasak. İyi ki de yasak. Özel aracınız ile gitmeyi düşünürseniz, otopark gayet rahat. 650 araçlık otopark var. Güvenlik kameraları ve görevliler ile denetim altına alınmış.

Parkın büyüklüğü: 9 hektar.

Buranın plajına: turistler “Blue Lagun” adını veriyorlar. Bu plaja; Mayıs 2000 yılından bu yana, teknelerin girişi yasaklanmış. Koruma amaçlı alınan bu karar, elbette çok doğru. Plajın uzunluğu: 2 km. Plajda: su sporları (kano, parasailing, su kayağı, banana) işletmesi var. Plajın 100 metrelik bölümünde, saha koruması uygulaması yapılıyor. Bu alanın sürekli temiz kalması sağlanıyor. Bu mesafeye giren atıklar, görevliler tarafından derhal temizleniyor. Bunun sonucu olarak, burası da mavi bayrak ödülü almış.

Buraya: yılda, yaklaşık 400 bin yerli-yabancı turist giriş yapıyor. Özellikle, yabancı turistler buraya yoğun ilgi gösteriyorlar

YAMAÇ PARAŞÜTÜ:
Ölüdeniz’de tatile gelen turistler, Ölüdeniz’in doğal güzelliklerini ve denizi gökyüzünden görmek için: 1970 metre rakımlı, Babadağ’dan, yamaç paraşütü ile aşağıya atlıyorlar. Deneyimli bir pilot eşliğinde başlayan serüven, yaklaşık 30-40 dakika kadar sürüyor.

Yamaç paraşütü yapmak isteyen turistler: atlama turları düzenleyen şirketlere, belli bir ücret ödüyorlar. Uçuş noktalarına ciplerle götürülüyorlar. Bu yol 25 km. ve engebeli. 50 dakika civarında sürüyor. 1700 metre rakıma çıkıldığında, uçuş için rüzgar yeterli değilse, 1900 metrelik rakıma çıkılıyor. Tulum ve kasklar takılarak, pilota ve paraşüte bağlı harness (oturak)e oturuluyor. Pilotun, paraşütü çekmesiyle, paraşüt şişiyor. Birkaç adımlık koşu ile açılıp, yükseliniyor ve uçmaya başlanıyor. Deneyimli pilotlar, yamaç paraşütü ile, 3500 metre yüksekliğe kadar çıkabiliyorlarmış. Havada toplam kalabilme süresi ise, 5 saat. Oluyormuş.

GEMİLER ADASI:
Kaya köyünün hemen arkasındaki tepe aşıldığında, yol sizi, Gemiler Koyuna ulaştırır. Gemiler koyunun tam karşısında ise, St.Nicholas (Gemiler Adası) bulunuyor. Buraya, tekne ile geçmek mümkün.

Adada, MS.5 ve 13 ncü yüzyıllar arasında yapıldığı tahmin edilen Bizans ve Roma dönemlerine ait yerleşimler var. Bunlar: ev, depo, sarnıç ve kilise kalıntıları. 1990 yılında yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu, erken Hıristiyanlık döneminde, buranın önemli bir ziyaret merkezi olduğu ve denizler azizi “Nicholas” ın bu adada yaşadığı tespit edilmiş

FARALYA KOYU:
Fethiye’ye 22 km. ve Ölüdeniz’e ise 8 km. uzaklıkta. Sanırım bu isim Rumlardan kalma. Köyün resmi adı: Uzunyurt. Dağın iki yamacı boyunca uzanıp gidiyor. Sırtını kızıl çam ormanlarıyla kaplı sarp dağlara yaslamış. Tarihi “Likya Yolu” üzerinde. Sit alanı kapsamına alınmış. Karşınıza her an bir lahit ya da geçmişten kalan bir kalıntı çıkabilir.

 

Toplam 339 defa görüntülendi.

The following two tabs change content below.

hezarfen

Latest posts by hezarfen (see all)